Ali Varol ile Röportaj | Gözde Akoğlu

15415959_10211680449035229_1618369837_n  Boğaziçi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Programı 2015 mezunu ve şu anda da aynı alanda yüksek lisans yapan Ali Varol ile bir röportaj gerçekleşirdik. Bu röportajı yapmamızdaki amaç, özellikle üzerinde durduğumuz High/Scope, Waldorf  ve Froebel eğitim yaklaşımları ile psikolojik danışmanlık ve terapi gibi konuların ne gibi noktalarda benzerlik gösterdiğini anlamak ve bu eğitim modellerini danışmanlık gibi konularla destekleyip pekiştirerek nasıl daha iyi verim alabileceğimizi ön görebilmekti.

Yaptığımız röportaj sonrası çocuklara yaklaşım, oyun, eğitimciler ve aile ilişkisi ve çocuğun yararına bir rehberlik süreci gibi konular hakkında oldukça faydalı bilgiler edindik. Kendisine, bizlere vakit ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı için teşekkür ediyoruz.

Gözde Akoğlu’nun hazırladığı ve Ali Varol’un cevapladığı röportajımız şöyle;

  • Çocuk ve ergen grubu ile çalışırken genelde nasıl bir tedavi/rehabilitasyon süreci oluyor ?

-Önce çocuğun doğal ihtiyaçlarını görmeye, onu tanımaya yönelik; direktif olmayan oyun ortamında çocuk gözlemlenir. İhtiyaç analizi sonrası danışman ve çocuk arasında güven sağlanmaya çalışılır. Her türlü etkinlik çocuğun seçtiği oyuncağa/oyuna göre uyarlanır ve çocuk eğlenerek öğreneceği bir sürecin içine girer. Bu sürecin başında sürecin amacı çocuğa açıklanır, çocuğun hali hazırda keyif aldığı oyundan aslında bir şeyler öğrendiğinin farkına varması sağlanmaya çalışılır.

  • Çocukları tedavi amaçlı doğaya yönlendiriyor musunuz?

-Arkadaşları ile birlikte birlikte vakit geçirebilecekleri, sosyalleşebilecekleri yerlere yönlendiriyorum. Ancak ekoterapiyi direkt olarak kendi çalışmalarıma henüz dahil ettiğimi söyleyemem, doğayı aile ve çocuk yaşantısına dolaylı olarak dahil etmeye çalışıyorum.

  • Doğa ile etkileşimin çocuklar üzerinde nasıl etkileri var ? Bugüne kadar neler gözlemlediniz?

-Doğa ile etkileşim içinde olan çocuklar gözlem yapmayı, olayların neden sonuç ilişkilerini görmeyi, tümden gelim ve tümevarım gibi yöntemleri günlük yaşantılarında daha rahat kullanırlar. Bu etkileşim durumunun onların ruh hallerine de olumlu bir etkisi olur.

  • Aile ile iletişimde, doğaya yöneltiyor musunuz ? Çocuk ve aile bağlarının kurulmasında doğanın olumlu etkileri neler ?

-Az önce bahsettiğim gibi, doğa ile etkileşimin çocuklara ve yetişkinlere bir çok faydası var. İşimiz gereği ailelere çocukları ile birlikte vakit geçirmeleri yönünde her zaman teşvik ediyoruz. Vakit geçirebilecekleri ortamlara örnek olarak verdiğimiz seçenekler arasında doğada spor yapmaları ve oyun oynamaları da yer alıyor ancak doğa üzerine ne yazık ki vurgu yaptığımızı söyleyemem.. Çünkü günlük hayatta, hele ki İstanbul gibi bir şehirde bu aileler için bazen çok zor olabiliyor. Mümkün olan senaryoda ise çocuklar ile birlikte geçirilen vakit hem ebeveynler hem çocuklar için daha anlamlı ve eşsiz benzersiz oluyor. Çocuklar bu günleri daha iyi hatırlıyor, aile onları alış veriş merkezine götürdüğünde bunu kayda değer bir hoş vakit geçirme olarak görmeyebiliyorlar. Çocuklar da doğanın onlar için ne kadar önemli olduğunun aslında farkındalar.

  • Aile içinde bireylerin birbirine saygı duymamaları ve iletişimsizlik çağımızda ki en önemli sorunlardan biri. böyle durumlarda doğa ile iletişimde olmak nasıl etkiler?

– Doğadaki insanoğlu kendi ihtiyaçlarını daha iyi analiz ediyor, yaptığı her ne ise daha çok keyif alıyor ve doğada bulunmaları yaşadıkları anı daha anlamlı kılıyor. Bununla birlikte insan ilişkileri de elbette bu durumdan olumlu etkileniyor, insanlar doğanın içindeyken karşısındakileri duymaya ve anlamaya daha çok açık oluyorlar. İletişimleri de daha kaliteli ve anlamlı oluyor, doğal olarak birbirlerine daha çok saygı duyuyorlar.

  • Aile içinde bireylerin kendini ve diğerlerini tanımaları, birbirlerine karşı farkındalıklarının artması için neler yapılabilir?

– Aile fertlerinin dinlemeyi öğrenmeleri bunun için ilk adım. Artık birbirimizi dinlemez olduk, her geçen yıl daha narsist bir nesil türüyor. İletişim kanallarının açılması için her bir ferdin önce körelen becerilerini geliştirmeye yönelik, günümüz koşullarında ekstra, çaba harcaması gerekiyor.

  • Çocuğun kendini tanıması için neler öneriyorsunuz?

– Çocuk yapmaktan keyif aldığı şeylerin farkına varmalı. Nerelerde iyi nerelerde kötü yerine nerelerde daha mutlu nerelerde daha çok sıkılıyor onu görmek lazım. Kendisini eksik gördüğü yanları geliştirirken güçlü yanlarını nasıl destekleyici mekanizma olarak kullanır onu görmesine yardımcı olmak lazım. Çocuğun kendini tanıması açısından en önemli adım güçlü yanlarını bilmesi olur.

  • Aile ile iletişim nasıl olmalı?

– Aile ile iletişim her zaman açık olmalı ancak çocuğun anlattığı şeyleri çocuğun izni dahilinde olmadan aile ile paylaşmamakta fayda var. Elbette etik olarak bu durumun ihlal edilmesi gereken bazı haller var, çocuğun kendine veya bir başkasına zarar verme ihtimali gibi. Aile ile iletişime geçerken bazen bu kuralları onlara da hatırlatmak ve dediğim gibi açık olmak gerekir. Bu hem danışmanı, hem çocuğu, hem aileyi, hem de terapi sürecini koruyan önleyici bir kod.

  • Terapilerde oyunun yeri nedir? Çocuklar üstündeki etkileri nelerdir?

– Yetişkinlerle oturarak, 50 dakika boyunca hiç hareket etmeden konuşarak terapi yapabilirsiniz. Ancak bu çocuğun doğasına aykırıdır. Çocuk oyun oynamak ister. Oyunu çocuk ile iletişimde bir araç olarak kullanırız. O bağlamda oyun çocuk terapisinin merkezindedir diyebilirim. Çocuk size oyunla güvenir ve asıl önemli olan bilgileri toplamanıza oyun yolu ile izin verir. Oyun ile öğrenir, oyun ile gelişir, oyun ile büyür.

  • Oyun nasıl yönlendirilmeli?

– Ben başlangıçta tamamen non-direktif olmayı tercih ediyorum. Çocuk bırakın kendi istediği oyunu oynasın. Zamanla, aranızdaki güven ilişkisi kurulduktan sonra oyunu belirleme yönünde siz birkaç düşünce öne sürebilirsiniz. Bazen kritik konularda ise ‘bu hafta hadi benim oynamak istediğim oyunu oynayalım’ gibi oldukça direktif bir şekilde o önemli konunun işleneceği oyuna yönlendirilebilir çocuk. Ama dediğim gibi bu terapi sürecinin akışına bağlıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir