​Bir Şeftali Bin Şeftali: Direnişin ve Umudun Öyküsü | Semiha Şentürk

Çocuk edebiyatının önde gelen isimlerinden Samed Behrengi’nin kitapları ilgi çekici, sade; bir o kadar da incelikli ve derin anlatımıyla çocuklara edebiyatı sevdirmede iyi bir başlangıç olabilir. Behrengi, dogmalara, eşitsizliğe, sömürüye, adaletsizliğe karşı doğa sevgisini, insancıllığı, üretkenliği ve yaratıcılığı koyar.  Ve her dönemde ihtiyacımız olan bu değerlerin bir savunucusudur.

Samet Behrengi, 1939-1967 yılları arasında İran’da yaşar.  Öğretmenliği sırasında İran’da yaptığı seyahatlerde Fars ve Azeri halk kültürü üzerine incelemeler yapmış, halk dilindeki masalları, söylenceleri derlemiştir. Şah yönetimine karşı masal ve hikayeler yazarak mücadele etmiştir.[1]

 Bir Şeftali Bin Şeftali  adlı kitabı yoksul bir köyde büyüyen iki çocuğun yetiştirdiği şeftali ağacının yeşerttiği direnişin ve umudun öyküsüdür. Hikaye bu şeftali ağacının ağzından anlatılır. Şeftali ağacının annesi köyün ağasının sahibi olduğu uçsuz bucaksız, meyve ağaçlarıyla dolu, suların gürül gürül aktığı bağdadır. Bağdaki bu berekete karşılık, ağanın parselleyip sattığı köy susuz ve fakirdir. Çorak ve engebelidir. Köylüler sadece arpa ve buğday yetiştirebilirler. Bu bereketli bahçe ve onun meyveleri onlara yasaktır. Köylüler buraya giremezler, şeftalilerden yiyemezler. Küçük şeftali ise binbir çiçek açar, ama bir şeftali dahi vermez. Bazen şeftalileri olgunlaşmadan sararıp dökülür. Bahçıvan onu testereyle korkutup meyve vermesini sağlamak ister. Ama bu da işe yaramaz, neden mi? Küçük şeftali ağacı bambaşka ve yeni bir hayatın düşlerini kurar. Açtığı binbir çiçek onu yetiştirenlere karşı duyduğu sorumluluktan gelir. Okurdan onu çıt çıkarmadan dinlemesini ister ve hayat hikayesini anlatır: Küçük ağacın annesi bir zamanlar bu bağdaki ağaçlardan biridir. Bu ağacın annesinin meyvelerinden biri, her zamanki gibi ağaya götürülmek üzere diğer şeftalilerle birlikte sepettedir. Fakat şansa bakın ki o gün,  ağanın evine olan yolculuğu bahçıvanın sendelemesi sonucu yere düşmesiyle son bulur. Ağaya gitmekten kurtulmuştur. Artık o toprakla, güneşle ve hayvanlarla birliktedir. Yavaş yavaş çürümeye başlar. Çürüyüp toprağa karışmadan bahçeye şeftali yemeğe gelmiş ayakları çıplak, pantolonları yırtık pırtık ve yamalı iki köylü çocuğu onu bulurlar. İşte asıl öykü de burada başlar. Pulad ve Sahibali önce para edeceğini düşünerek şeftaliyi satmayı düşünürler, sonra vazgeçerler. Yedikten sonra “binbir şeftali”nin kaynağı olan çekirdeği bağın ucundaki sırta ekerler. İşte bu ekilen tohum yeni bir hayatın umudunu taşır. Hikayesini kendi ağzından dinlediğimiz bağdaki küçük şeftali ağacı Pulad ve Sahibali’nin ektikleri tohumdan çıkmıştır. Bu nedenle aşılı diğer ağaç gibi ağaya gidecek şeftaliler vermez, o hep meyvelerini yiyecek köyün çocuklarını düşler, o meyvelerini ancak bu çocuklar için verecektir. Çünkü ağaç onların emeğiyle ve sevgisiyle büyümüştür. Şöyle der ağaç: “Güneşten ve annemden aldığım tüm gıda ve sıcaklığı bu iki köylü çocuğunun bedenine ulaştırmaktı arzum.” 

Samed Behrengi neden bize böyle bir hikaye anlatır? Aslında Sahibali kitapta bunu dillendirir: “ Yer onu ekenin malıdır. Ağaç diktiğimiz şu ufacık yer bizim malımızdır.” Çocukların sevgisi, emeği ve düşleriyle büyümüş ağacın meyvesi yine onlardır. Behrengi bu hikayeyi anlatarak çocuklara doğa sevgisini, paylaşımcılığı, emeğin yüceliğini, sorumluluğu ve bunlara verilecek değerlerle yeni bir hayatın umudunu taşımak ister. Bu bahçeden herkesin

özgürce meyve yiyebileceği günleri bekler. Nazım Hikmet’in sözleriyle söylersek “Bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine” yaşamayı savunur. Bu umut çocuktadır Samed Behrengi’ye göre. Çocuklar da bu hayatın çekirdeğidir. Çocuklar, ağaya şeftali vermeyen onun yerine çiçek açan şeftali ağacındaki çiçeklerin her biridir. Bir zamanlar toprak, su ve güneş ışığı olan şeftali ağacının tohumu, toprakta büyür, gelişir, tomurcuklanır, çiçek açar ve şeftali ağacına dönüşür. Sonra bu şeftaliyi yiyenlerin vücutlarına karışır. Bu döngü böyle devam eder.   Kitapta Behrengi bir ağacın büyümesini ve meyve vermesini ustaca ve en incelikli biçimiyle anlatır. Çocuklara doğanın gücü, üretkenliği ve verimliliğini gösterir. Doğa sevgisini aşılar. Sadece bu kadarla kalmaz, bu şeftali ağacının büyüme yolculuğunu anlatarak iyi, güzel, doğru olana inancını gösterir.  Şeftali ağacının temsil ettiği erdemler süreklidir. Yaşam var oldukça her şeye rağmen korunacak ve sürdürülecektir.  Bu değerler nesilden nesle aktarılır. Bir öğretmen olan Samed Behrengi yazdıklarıyla ve mesleğiyle bu değerleri çocuklara ulaştırır. Eserleri ve öğretmenliği eşitlik, adalet ve özgürlük için yaptığı mücadeleyi ve onlara olan sarsılmaz inancını gösterir.

Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından Sait Faik Abasıyanık, “edebi eserler, insanı iyi ve mesut, başka iyi ve güzel bir dünyaya götürmeye yardım etmiyorlarsa neye yarar?” diye sorar. Sait Faik için edebiyat daha iyi ve güzel bir dünyayı düşündürmek, hayal ettirmek ve imkanlarını aramak anlamına gelir.  İyi, erdemli, güzel olan bütün değerlere dair bir umut taşır. Bu umudu gerçeğe dönüştürecek olan yine insandır.  Samed Behrengi eserleriyle başka bir coğrafyadan Sait Faik’e yanıt verir gibidir. Bir Şeftali Bin Şeftali, Küçük Kara Balık ve daha pek çok ölümsüz eserin yazarı için bu umudun taşıyıcısı çocuklardır. Yaşadığı dönemde dogmalara karşı çıkışıyla, adalet, eşitlik ve özgürlüğü savunmasıyla ve bunlara duyduğu inançla yazılmış eserlerinde bu amacı gerçekleştirir. Bir Şeftali Bin Şeftali paylaşımcı, adil ve eşit bir dünyanın özlemini dile getirir. 

[1] “Samed Behrengi,” son günecelleme 17 Aralık 2016, https://tr.wikipedia.org/wiki/Samed_Behrengi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir