Kitap Eleştirisi – Küçük Kara Balık

Küçük Kara Balık olmalı!

Hem yetişkinlerin hem çocukların çevreleri ve dünyaları toplumsal normlar ve kalıplarla sarılmıştır. İnsanın sosyalleşmesi toplumun değer yargılarıyla şekillenmesi sürecidir. Peki toplumun bizden beklentileri, kalıplaşmış değerleri her zaman doğru mudur? Bu soru kişinin kendi kimliğini oluşturmasında, bireyselliğini kazanmasında önemli bir temel oluşturur.

Ünlü çocuk edebiyatı yazarı Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık adlı kitabının ana kahramanının çevresi de bu çemberle örülüdür. O annesiyle birlikte yaşadığı derenin sonunu, derenin dışındaki hayatı merak etmektedir. Annesi ve diğer balıklar ona karşı çıkar, alaya alır, başka balıkların onun aklını çeldiğini düşünürler; fakat o isyankar ve cesurdur. Derenin dışındaki hayatı kendi gözleriyle görmek, tanımak ister. Ömrünü boşuna geçirip yaşlanıp bir gün geldiğinde hayatından şikayet eden bir balık olmak ona göre değildir. Annesine sorar: “Ben bilmek istiyorum, hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak, sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi yoksa bu dünyada başka türlü yaşamak da mümkün mü?” O, hayatını anlamlı kılmak isteyen bir balıktır. Dereden çıktığında karşılaştığı kurbağacıklar da onun çevresi ve annesi gibi yaşadıkları gölü sorgulamazlar. Tüm bunların içinde Küçük Kara Balık farklı olmayı göze alır ve yolculuğuna devam eder. Zorlu bir yolculuktur bu.  Balıkçıl, testere balığı ve pelikan onu bekleyen tehlikelerdir. Yolculuğu sırasında karşılaştığı kertenkele ona kendini koruyabilmek için bitkilerin dikenlerinden yaptığı hançeri verir. Bu hançerin refakatinde ırmaklar aşar. Bu yolculuk aslında küçük kara balığın kendi değerlerini oluşturması ve bireyselleşmesinin hikayesidir. O dar bir çevrede kalıp, ailesinin ve çevresinin kalıplarına razı olmaz, bilinçli ve özgür bir yaşam için güçlüklerle dolu bir yolculuğu göze alır. Kitabın en değerli yanlarından biri de bireyselleşmenin burada benmerkezci bir kendini yaratma olmamasıdır. Kertenkele Küçük Kara Balık’a hançeri verirken daha önce çok sayıda hançeri onun gibi bilgili balıklara verdiğini ve bu balıkların sonunda onları avlamaya çalışan balıkçıyı usandırdıklarını söyler. Balıkçı usanmıştır; çünkü balıklar birlik olup onun ağını kendileriyle birlikte denizin dibine çekerler. Kertenkele bilgili balıkların hikayesini anlatırken Küçük Kara Balık’a önemli olanın sadece dünyayı tanımak, görmek ya da keşfetmek değil, iyilik, güzellik ve adalet adına birlikte hareket edebilmek olduğunu söylemiş olur. Böylece Küçük Kara Balık’ın bireyselliği bütünün iyiliğini gözetmek ilkesinin rehberliğinde gelişir.

Şah döneminde yaşamış muhalif yazarlardan olan Samed Behrengi’nin kitabı bu açıdan politik bir nitelik de taşır. 12 Eylül döneminde kitabın Türkiye’de yasaklanması da bunu gösterir. Behrengi, yaşadığı dönemde şahlık yönetiminin baskılarına karşı çıkar, yönetimi masallarıyla korkusuzca eleştirir. Küçük Kara Balık bir bireyselleşme hikayesi olarak okunduğunda masalın toplumsal ve kültürel adetlere, gelenek ve göreneklere karşı özgürlükçü bir tutumu temsil eden genç kuşağın hikayesi olduğu düşünülebilir. Bunun yanında, İran’daki yönetim ve onun baskıları karşısında yılmayan devrimcileri anlatan bir masal olarak da okunabilir. Bir başka okumayla ise Küçük Kara Balık’ın dogmalara sanatıyla karşı koyan, eşitlik, özgürlük ve adalet konusundaki ideallerini eserleriyle savunan sanatçıyı da temsil ettiğini söyleyebiliriz. Bu özellikleriyle Samed Behrengi’nin kitapları hem yetişkinlere hem de çocuklara hitap eder.

Çocukluk insanın öğrenmeye en açık, meraklı ve yaratıcı olduğu dönemdir. Bu dönemde insan bir potansiyeller bütünüdür ve her türlü etkiye açıktır. Kitaplar ise bu verimli dönemin can suyudur. Hem çocukları hem yetişkinleri düşünmeye, sorgulamaya, insanlığın evrensel değerlerini savunmaya davet eden Behrengi’nin kitapları çocuklara da biz yetişkinlere de cesaret, özveri, diğerkamlık ve umut aşılama gücüne sahip.

Semiha Şentürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir