Zerrin Doğança Küçük ile Röportaj

STEM ( Science – Technology – Engineering – Maths ) bilim temelli bütüncül bir eğitim modeli. bu model ile çocuklar gerçek hayatta karşılaştığımız problemlere portatif çözümler üretiyorlar. Klasik eğitim modellerinin ötesinde, ürettikleri ürünün her adımında aktif rol alıyorlar, deneyimleyerek öğreniyorlar. Boğaziçi Üniversitesi Temel Eğitim Bölümü hocalarından, aynı zamanda Bahçeşehir Üniversitesi STEM merkezi yardımcı direktörü Zerrin Doğança Küçük ile STEM üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Keyifli okumlalar !

İlk olarak kendinizi tanıtmanızı isteyeceğim.

Merhabalar! Ben Zerrin Doğança Küçük. BAU STEM’de yardımcı direktörüm. Boğaziçi ilköğretim matematik öğretmenliği, yan dal olarak da fen bilgisi öğretmenliği mezunuyum. Mezun olduktan 1 yıl boyunca bir özel kurumda lise ve ortaokul seviyesinde matematik öğretmenliği yaptım. 1 yılın ardından Boğaziçi’ne geri döndüm. Hedefim her zaman akademiye dönmekti.  Boğaziçi’nde ilköğretim bölümünde yüksek lisansa başladım. İlköğretim bölümünde o zamanlar ilköğretim matematik, fen bilgisi öğretmenliği ve okul öncesi öğretmenliği vardı. Okul öncesi ile ilk tanışmam burada oldu. Yüksek lisans yaparken pek çok alanda okul öncesi ile beraber çalıştık. Daha sonra master ve doktoramı Boğaziçi’nde çevre enstitüsünde yaptım. Şimdi öğretmenlik ile çevre bilimlerini ilk olarak bağdaştırılmıyor . hatta master hocalarım biz burada deney yapıyoruz araştırma yapıyoruz çevre ile uğraşıyoruz sen ne yapacaksın diye sordular. Ancak şöyle bir durum var, çevre enstitüsü doğa ile bilim ile çalışıyor, fen bilgisi ve matematikle uğraşıyor e eğitim de bir bilim. Biz bu bilimleri birleştirebiliriz diye anlattım. İkna ettim. Eğitim fakültesinden çevre bilimleri enstitüsüne master ve doktoraya kabul edilip mezun olan ilk kişi benim. Sonrasında ilgisi olan başka kişiler de bu yoldan devam ettiler. Daha sonra doktora sonrası çalışmalarım için Boğaziçi’ nde ilköğretim bölümünde devam ettim. Burada Ebru Muğaloğlu ile çalıştık. Ebru hocam okul öncesine fen ve matematik dersleri veriyordu. Sonrasında Bahçeşehir Üniversitesi’ne STEM merkezi kuruluyordu ve ben de buraya dahil oldum.

STEM ile nasıl tanıştınız ? Doğa bilimlerinden biraz farklı bir alan aslında STEM

STEM doğa bilimlerinden biraz daha farklı, evet. STEM, İngilizce bir kısaltma. Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematiğin kısaltması. Mühendislik hariç hepsi okul müfredatlarında var. Mühendisliği de içine alması ve bu dört temel bilimin birbiriyle bütünleşerek işleniyor, üretiliyor olması benim ilgimi çekiyordu. Bütünsel oluşu, süreçte yaşayarak, her adımını deneyimleyerek çocuğun yeni bir ürün oluşturması zevkli bir eğitim süreci oluşturuyor. Geleneksel eğitim anlayışından uzak, öğretmenin sadece destekleyici olduğu ama müdahale etmediği bir ortamda çocuklar üretim yapıyorlar. Hata yapıyorlar, düzeltiyorlar, araştırıyorlar… Süreç gelişiyor ve kendileri ürün üretiyorlar. Özellikle okul öncesinde bu bütünsel süreci daha net yapabiliyoruz çünkü ana okulunda herhangi bir branşa ayrılmıyor çocuklar. Bir öğretmen tamamen bütünsel yaklaşmak zorunda kalıyor bir anlamda.

Peki STEM’in Türkiye serüveni hakkında neler söylemek istersiniz ?

STEM Amerika’da doğuyor. Ciddi bir devlet desteği alıyor. Hatta belki hatırlarsınız Obama’nın videoları vardı, okullara gidiyordu, süreci izliyordu. Ciddi önem veriyorlar. Bunun sebebi de, aslında bilim insanı olmayı, Amerikalılar tercih etmiyor. Mühendisleri , bilim insanları genel olarak beyin göçü ile Amerika’ya yerleşmiş insanlar. Bize bakıldığında da durum tam tersi. Bizde mühendis çok ama üretim yok. Türkiye’de STEM bu durumu değiştirmek, eğitim kalitesini artırmak, üretim yapabilmek için buraya geliyor. Türkiye’ye gelişi de Sencer Hoca ( Sencer Çorlu ) ile oluyor. Sencer Hoca 2004’de Amerika’dan doktora derecesi ile mezun oluyor. Teksas’ta aynı BAU STEM’de kurduğumuz gibi bir merkezde çalışıyor. Öğretmenlerin aktif olarak STEM uygulamalarına katıldığı bir merkezde çalışıyor.  Amerika’da bir yanda bunlar olurken, Türkiye’de durum farklı tabii arada eğitim anlayışı açısından büyük farklar var. 2004’te Türkiye’ye döndüğünde bir konferansta STEM’i anlatıyor. Sonra Stem fikri yayılıyor ve o günden beri gelişmeye devam ediyor  Türkiye’de.

Bizim hedeflerimizden biri, bütünleşik öğretmenlik modelleri oluşturmak. Biz Stem eğitimi uygularken, tüm branşların birlikte çalışması gereken bir alan kuruyoruz. Bir matematik öğretmeni ve fen bilgisi öğretmeni , ürün oluştururken beraber çalışmalı. Branşlar birbirinden destek almalı. Biz bunu sağlamaya çalışıyoruz, bütünleşik öğretmen modeli ile.

Erken çocuklukta STEM eğitimi nasıl oluyor ?

Stem, kısaltmasındaki temel bilimlere uygun uygulamaları okul öncesi çağda adım adım uyguluyoruz. Mesela çocuklara bir hikaye içerisinde temel bir problem sunuluyor ve çocuklar da buna bir çözüm üretmeye çalışıyorlar. Temelinde süreç bu. Problemi çözebilmeleri için STEM içeriğindeki tüm alanlara ihtiyaçları oluyor. Feni, teknolojiyi, bilimi, mühendisliği birleştirerek bir çözüm üretiyorlar. Süreçte öğrendikleri kelimeler ile sonra bunu aktarıyorlar. Örneğin tüm bunları anlatırken kullandıkları ‘portatif’ kelimesi aileleri çok şaşırtıyor ya da çocuğum bu yaşta barajın nasıl çalıştığını nasıl anlıyor diye şaşırıyorlar. Şuana kadar, biz bir özel kurumla program geliştirdik. Bu programı Boğaziçi’nden öğretmen adayları ile Stem merkezinde hazırladık. Bu özel kurumun farklı illerdeki okullarında program uygulandı. İlk önce öğretmenler ile çalıştık. Stem nasıl uygulanabilir ? Süreçte öğretmenin rolü nasıl olmalı gibi. Sonrasında onların deneyimleri ile temalar tasarladık. Bilim, teknoloji, matematik ve mühendislik temelinde olan bu temalar çocukların dünyasına uygundu. Bu temalarda çocuklar aslında bu temel bilimleri en basit halinde öğrenmeye başladılar. Çocuklar süreci kendileri oluşturdular, kendileri ürün oluşturdu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir