Sağlık Alışkanlıkları Erken Gelişir ve Değiştirilmesi Zordur

 

Daha uzun, sağlıklı ve daha mutlu bir yaşama ilişkin iyi sağlık alışkanlıkları geliştirmek isterseniz erken başlamak zorundasınız … çok erken! Araştırmalar ve klinik uygulamalar, sağlık alışkanlıklarının yaşamın çok erken dönemlerinde geliştiğini ve iyi kurulduktan sonra değişimi son derece zor olduğunu açıkça göstermektedir. Bu nedenle sigara içmekten kaçınırken, genç yaşlarda içki içmeyi önlerken sağlıklı bir diyet ve egzersiz yapmak da çok kritik önem taşır. Bir kere problemler ve kötü sağlık alışkanlıkları ortaya çıktıklarında, çok uzun ömürlü olma eğilimindedirler. Örneğin, araştırmalar kilo vermekte olan insanların% 97’sinin 5 yıl içinde hepsini geri kazanacağını belirtti. Evet, davranış değiştirmek gerçekten zordur!

Klinik uygulamamda aşırı alkollü içecekler alan yeni bir hasta vardı. Kendisi bir üniversite öğrencisi olduğundan yaşındaki insanlar için çok içki içmenin, sık sık parti vermenin normatif olduğunu düşünüyor. Benzer yaştaki arkadaşlarının çoğunun bunu yaptığını söylüyor. Kolejini tamamladıktan sonra içki davranışının daha iyi olabilmesi için önemli ölçüde değişeceğine inanıyor. Umarım haklıdır ama ben yanlış olduğunu düşünüyorum. Araştırma, içicilik alışkanlıklarının gençlerin geç döneminde / erken yetişkinlikte oluştuğunu ve bu kadar kolay değişmediğini göstermektedir. Amerikalı üniversite öğrencilerinin% 20’si aşırı alkollü içki içiyor, (yani, bir seferde 5 içecek veya daha fazla) bu rahatsız edici. Ek olarak, sarhoş sürüş kazaları, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, diğer kaza türleri, kavgalar ve benzeri istenmeyen sonuçların riski, bu sık sarhoş bölümler sırasında büyük ölçüde artıyor.

Başka bir örnek, herhangi bir restoranda bir çocuğun menüsüne bakın: sosisli sandviç, burger, pizza, kızartması, peynir, kızarmış tavuk ve kola standart ücrettir. Çocuklar gençken bunları yemeyi ve istemeyi öğrenirler ve bu tercihler yaşlandıkça çok fazla değişmez. Üniversiteye girdikçe, öğrenciler daha sağlıklı alternatiflerden ziyade fast food, pizza, cips, burger ve benzeri şeylere güveniyorlar. Burada, Santa Clara Üniversitesi’nde, üniversite yemek tesisleri öğrenciler için sağlıklı birçok seçenek sunuyor, bundan etkilendim. Elbette sağlıklı seçimler, ziyaret ettiğim diğer kampüslerin çoğundan daha iyi. Şok edici bir şekilde, bazı kampüslerde MacDonald’s, Pizza Hut ve benzerleri tarafından temsil edilen öğrenci birliklerinde fast food yenilebilir. En iyi niyetli ve sağlıklı gıdaların mevcudiyeti bile stres altındayken (örn. Sınav dönemleri) birçok öğrencinin bu sorunlu gıdaları daha fazla yemesine neden olabilir.

Bu nedenle, genç yaşta sağlık alışkanlıklarını ciddiye alın. Sağlık, refah ve uzun ömür için uzun vadede fark yaratacaktır. Artık genç değilseniz vazgeçmeyin, sağlıklı davranışları değiştirme çabalarınızda gerçekçi olun; sağlıklı seçimleri en üst düzeye çıkarmak için çevreyi değiştirmeye özenli davranmaya çalışın. Ve bunu yapabilirseniz, yapılandırılmış bir yardım edinmeyi düşünün.

Peki sizce?

Health Habits Develop Early and Are Hard to Change

Thomas Plante – https://www.psychologytoday.com/blog/do-the-right-thing/201205/health-habits-develop-early-and-are-hard-change

ERKEN ÇOCUKLUKTA DOĞRU BESLENME DAVRANIŞLARI NASIL KAZANDIRILIR?

  • Çocuklara tüketebilecekleri düşünülenden az besin verilmelidir. Daha fazla istemeleri onlara bırakılmalıdır.
  • Çocuklara yemek yemenin bir gereksinim olduğu bu yaşta öğretilmelidir. Şarkı söyleyerek, dans ederek, televizyon seyrettirerek, peşinde yemek tabağı ile koşturarak yemek yedirmek veya çocuğa yemek yedirirken çok acele etmek veya oyalamak uygun birer tutum değildir.
  • Çocukların açlık belirtilerine kulak verilmelidir. Çocuk doyduğunu söylediğinde ona uyulmalıdır. Çocuklar yalnızca açlıklarını giderecek kadar yemeye gereksinim duyarlar. Yemekle oynamaya başladıkları zaman “yeter” sinyali verilmeli ve yemekten uzaklaştırılmalıdır. Çocuk yemek önüne konduktan sonra 20 dakika geçmesine karşın yemiyorsa, yemek ortadan kaldırılmalı ya da çocuğun masayı terk etmesi sağlanmalıdır.

 

  • Çocuklarn yemeklerini kendilerinin yiyebilmesi için olanak sağlanmalıdır. Çocuğun kullanacağı kaşık ve çatal çocuğun eline ve ağzına uygun olmalı, oturuş yüksekliği masaya göre ayarlanmalıdır. Çocuğun yemeğini kendisinin yemesi beklenmeli, yetişkin kadar becerikli olması beklenmemeli, sabırlı davranılmalıdır.
  • Çocuk her seferinde tabağındakileri bitirmesi için zorlanmamalıdır. Bu davranış çocuğun aşırı yemesine veya yemekten nefret etmesine neden olabilir. Bu da ileride beslenme ile ilgili sorunlara yol açabilir.
  • Yemek saatlerinin çocuğu mutlu yapan saatler olması sağlanmalıdır. Çocukla konuşulmak istenen kimi hataları için yemek saatleri dışında zamanlar seçilmelidir. Disiplin uygulandığı, öğütlerin verildiği ya da verileceği yer yemek masası olmamalıdır. Yemek masasında neşeli ve mutlu bir atmosfer yaratılmalı, çocuğun büyüklerle birlikte sofraya oturması sağlanmalıdır.
  • Çocukların besin kaynaklı birçok hastalıklara karşı yüksek risk altında oldukları unutulmamalıdır. Ommün ve gastointestinal sistemleri tam anlamıyla gelişmemiş

olan bu yaş grubu çocuklarda besin kaynaklı hastalık riskinin azaltılabilmesi için çocukların ve ailelerin besin güvenliği kurallarını uygulamaları sağlanmalıdır.

ERKEN ÇOCUKLUKTA BESLENME

1–5 Yaş grubu çocukları kapsayan bu döneme “Oyun Çocuğu” dönemi denir. İlk yaştan itibaren çocuk giderek bağımsızlık kazanmaya başlar, aile içinde çocuk değişmeye başlayan bir birey haline gelir. Bu sayısız gelişme ve değişme döneminde çocuğun yeme alışkanlıkları da doğrudan veya dolaylı olarak ailenin, özellikle anne ve babanın beslenme alışkanlıklarından etkilenir.

Okul öncesi çocuklarının besin gereksinimleri, yetişkinlerden üç yönden farklıdır:

1- Enerji harcaması, vücut ölçüsünün birimi başına yetişkinlerden oldukça yüksektir. Çünkü büyüme süreci önemli miktarda enerji harcamasını gerektirir.
2- Yeni dokuların yapımı, protein, mineral ve vitaminlere olan gereksinimi artırmaktadır.
3- Sindirim sistemi özellikleri ve kendi kendilerine yiyebilme yeteneklerinin sınırlı oluşu, çocukların diyetinde belirli besinlerin bulunmasının ve bunların belirli şekilde hazırlanmasını gerektirir.

Büyüme ve gelişme

Çocuğun beslenmesinde amaç, normal ve sağlıklı büyüme ve gelişmeyi sağlamaktır. Büyüme ve gelişme, insan yavrusunun hücresel aşamada yetişkinliğe doğru süreli, dinamik değişim sürecidir. “Büyüme ve Gelişme” deyimi fiziksel ve zihinsel değişim süreçlerini kapsar. Böylece çocuğun beden ölçüleri artar, hücrelerin yapıları, işlevleri, motor ve bilişsel yetenekleri, duyusal, coşkusal ve sosyal davranışları olgunlaşır.

Gerçek anlamda iştahsızlık, çocuğun besini almak istememesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Kansızlık, barsak parazitleri ve hastalıklar çocukta iştah kaybına yol açabilir. Bu durumda kilo kaybı kaçınılmazdır.

Oyun, çocuk için çok çekici olacağından yemek yemeyi unutabilir. Besine ilgisizlik, gün boyu aileden uzakta olduğu için sofra düzenin olmaması ve sofraya oturmamak çocukta yemek seçme, azla yetinme veya tek besin şekline dönüşebilir. Aile sofrası çocuğun en iyi beslenme modelinin geliştirildiği ortamdır. Bir yandan dengeli beslenme modeli oluşturulurken, bir yandan da ailenin bir araya geldiği mutlu bir ortam yaratılmalıdır.

Enerji ve besin öğeleri gereksinmeleri:

Enerji:
Okul öncesi çocukları, devamlı büyüme ve gelişme sürecindedirler. Bu durum bazal metabolizma için harcanan enerjinin yüksek olması anlamına gelir. Fiziksel aktiviteleri de fazladır. Bu nedenle günlük enerji gereksinmeleri yetişkinlerden yüksektir. Bu değer oyun çocuklarında 80/90 kcal/kg/gün’dür.

Protein:
Okul öncesi grubu çocukların günlük protein gereksinmesi, enerjinin  %15-20’si kadardır. Toplam günlük protein miktarının %50’si hayvansal kaynaklardan sağlanmaktadır. Günde 500 ml. ve daha fazla süt veya yoğurt tüketimi protein miktarını yükseltmektedir. Bir yumurta, 500 ml. süt veya yoğurt, bir köfte kadar et veya kurubaklagil tüketimi protein alımı için yeterlidir.

Yağ:
Yağlar enerji sağlamalarının yanı sıra yağda eriyen vitaminlerin kullanılmasında ve sinir sisteminin çalışmasında rol alırlar. Anaokulunda ara öğünlerde verilen kurabiye, kek ve poğaça gibi yağlı besinlerin, özellikle tereyağın ve yağlı etlerin tüketimi, erken yaşta sınırlandırılarak günlük toplam enerjinin en fazla %30’unun yağlardan gelmesi önerilmektedir. Aksi takdirde yağlı beslenme alışkanlıkları ilerleyen dönemlerde gelişebilen bazı kronik hastalıkların görülme riskini artırmaktadır.

Karbonhidratlar:
Okul öncesi çocukların beslenmesinde karbohidratlardan şeker ve şekerli besinler, enerjinin büyük bir kısmını sağlamaktadır. Yüksek oranda şeker ve şekerli besinler çocukların beslenmesi için olumlu değildir. Bu besinler çocuğun normal besin gereksinmesini karşılamasını engellediği gibi iştahsızlık ve diş çürümelerine de yol açabilir. Bu riski azaltmak veya en aza indirgemek için şekerli içeceklerin, tatlıların ve bisküvi gibi besinlerin fazla tüketilmemesi, özellikle ara öğünlerde çocuklara verilmemesi önerilmektedir. Son yıllarda özel ana okullarının ve çeşitli iş yerlerinin açtığı yuvaların yaygınlaştırıldığı düşünülecek olursa, bu yerlerde beslenme servislerinin dikkatle planlanması gerekmektedir.Günlük toplam enerjinin %50-60’ı değişik türdeki karbonhidratlardan sağlanmalıdır.
 
Posa:
Küçük çocuklarda uygun posa miktarıyla ilgili öneriler sınırlıdır. Günlük ortalama posa tüketiminin 12 g. olması belirlenmiştir. Yüksek posalı besinler hacimlidir ve fazla posalı yiyecek sunulan az iştahlı bir çocuk yeteri kadar enerji almayabilir. Posalı besinlerin ana öğünlerde verilmesi, özellikle iştahsız çocuklarda önerilen bir beslenme uygulamasıdır. Meyve, sebze ve tahıl grubunun az tüketimine bağlı olarak posa miktarının düşüklüğü kaçınılmazdır.

Okul öncesi çocuklar için günlük menü planlama:

Çocuğun günlük menüsünde temel besin grupları özellikle bulunmalıdır.

Temel besin gruplarından, enerji, protein, yağ, karbohidrat ve vitamin gereksinimlerinin tümünü karşılamalıdır. Besinler içerdikleri besin öğeleri açısından birbirini tamamlamalıdır. Organların düzenli çalışması, büyüme ve gelişmenin sağlanması açısından önemlidir.

Menüde yer alacak besin grupları

 Et Grubu

Bu gruptaki besinler, iyi kalite protein ve minerallerden zengin olup vücudun sağlıklı büyümesi ve sağlıklı bir yaşam için gereklidir. Et, tavuk, balık, yumurta gibi besinler bu grupta yer alır. Bu besinlerden iki ya da üç porsiyon günlük yeterlidir.

Süt ve türevleri

Bu besinler kemik ve dişlerin gelişimi, sinir ve kasların düzenli çalışması için gerekli kalsiyum, A-B vitaminleri ve iyi kalite protein sağlar. Bu grup besinlerden günde 500 ml. süt ve yoğurt ve 1 kibrit kutusu peynir tüketimi yeterlidir.

Tahıl grubu

Bu gruptaki besinlerde bitkisel proteinler ve B grubu vitaminleri bulunur. Bu besinler yemek halinde, çorbalar içinde sütle veya yoğurtla zenginleştirilerek günde dört porsiyon verilmesi yeterlidir.

Sebze-meyve grubu

Özellikle yeşil yapraklı sebzeler, A, C ve B grubu vitaminlerinden zengindir. Bu grup vitaminler çocuğun korunması için önemlidir. Günde dört porsiyon tüketilmesi önerilmektedir.

Şeker ve yağ grubu

Bu grup besinler vücuda enerji sağlarlar. Bu besinler şeker ve şekerden yapılmış, bal, reçel, pekmez, zeytinyağı ve diğer bitkisel sıvı yağlardır.

Uygun pişirme yöntemleri

Yiyecekler hazırlanırken temizliğe özen gösterilmelidir. Çocukların hasta olmamaları için, içtikleri su kaynatılmalı ve besinin taze olarak tüketilmesi gerekmektedir. Besin değerinde azalmaya neden olan kavurma ve kızartma gibi işlemlerden kaçınılmalıdır. Yemekler aşırı sıcak ve soğuk, acı ve baharatlı olmamalıdır. Çünkü bu durum iştahı etkilemektedir. Yemeğin gerek lezzeti, gerek görüntüsü, gerekse kokusu çocuklar için önem taşımaktadır.

Kendisine tüm besin gruplarından besinlerin uygun pişirme yöntemleriyle sunulması ve öğün atlanmadan beslenmesi çocuğun sağlıklı bir birey olmasının ön koşuludur.

Öneriler:

• Çocuğun besin seçimindeki öncelikleri dikkate alınarak farklı şekilde besinler sunulmalıdır. Fakat bu her zaman köfte, kızarmış patates, pilav ve makarna olarak değil de, yemesi gerekli olan besin gruplarından onun tercih etmesine fırsat verilmesi tarzında olmalıdır. Örneğin; kırmızı et yemesi için köfte, yemeğin içinde kıyma, parça etli yemek, sulu köfte vb. Şekilde kırmızı et içeren farklı menülerden kendi tercihine yönlendirilebilir.

• Yemek porsiyonları annenin kendi ölçülerine göre değil, çocuğun gereksinimine göre ayarlanmalıdır. Genellikle anneler porsiyonları kendilerine göre düşünmektedir. Toplam mide kapasitesi 300 ml. olan bir çocuk, 200 ml. Çorba içtikten sonra ancak 100 ml. Başka bir besini alabilecektir.

• Ara öğünler küçük porsiyonlar şeklinde olmalıdır. Bu da sonraki ana öğüne acıkmasını sağlayacak kadar olmalıdır. Her hangi bir nedenle ödül olarak şeker ve tatlı türünden besinler verilmemelidir. Genel olarak ödül-ceza yemek konusunda uygulanmamalıdır. Uygulandığında yemek yemenin stratejik bir olay olduğu mesajı çocuğa verilecektir.

• Çocuklar, anlatılanı değil, gördüklerini taklit ederek öğrenirler. Bu nedenle ebeveynler, tutarlı yeme davranışı içinde olmalıdır. Çocuğa yemeye çalıştırdığı yemeği kendisi yemiyorsa, hiç iyi bir örnek olmayacaktır.

• Reddetme durumunda çocuğu yemek konusunda zorlamak doğru değildir. Bu sorunları daha da kötüleştirir. Reddedilen besin, daha sonra tekrar denenmelidir. Bir öğün, bir gün, hatta biraz daha uzunca bir süre yemek yememesi, çocuğun genel durumu konusunda zarar vermeyecektir. Yaşayan bir canlı olarak kısa bir süre sonra acıkacak ve yemek isteyecektir.

• Günlük süt tüketimi 2 su bardağını aşmamalıdır. Sütün fazlası beslenmeyi bozabileceği gibi demir emilimini engelleyerek kansızlığa da yol açabilir.

• Yemekten bir saat önce ve yemek sırasında sıvı alımları azaltılmalıdır. Çünkü bu durum midenin dolarak gerilmesine ve yalancı tokluk hissine yol açabilir.

Beslenme Önerileri

Çocuklarınıza sağlıklı beslenme alışkanlıkları öğreterek ve bu davranışlara örnek olarak, çocuklarınızın sağlıklı bir kiloda kalmasını ve normal büyümesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca, çocuklarınızın gençken edindikleri yemek alışkanlıkları, yetişkin olduklarında sağlıklı bir yaşam tarzı elde etmelerine yardımcı olur.

Sağlıklı beslenmenin en önemli yönlerinden bazıları porsiyon kontrolü ve çocuğunuzun ne kadar yağ ve şeker yediğini bilmektir. Çocuğunuzun diyetindeki yağ alımını azaltmanın ve sağlıklı bir kilo vermenin basit yolları şunlardır:

  • Az yağlı veya yağsız süt ürünleri
  • Deri olmayan kanatlı hayvan
  • Etlerin kesilmesi
  • Tahıl ekmeği ve tahıllar
  • Meyve ve sebzeler gibi sağlıklı atıştırmalıklar
  • Ayrıca, çocuğunuzun diyetinde şekerli şekerlendirilmiş içecekler ve tuz miktarını azaltın.

Aşırı kilolu çocuğunuzu kısıtlayıcı diyete maruz bırakmamanız önemlidir. Tıbbi sebeplerden ötürü bir doktor tarafından denetlenmedikçe, kilo vermek için çocukların hiçbir zaman kısıtlayıcı bir diyet almaması gerekir.

 

Ebeveynlerin çocuklarında sağlıklı beslenme alışkanlıklarını geliştirmeye yönelik diğer yaklaşımları şu şekilde olabilir:

  • Gıdaları dikte etmek yerine ailenin seçimlerini yönlendirin.

Evde bulunan çok çeşitli sağlıklı besinler hazırlayın. Bu uygulama çocuğunuza sağlıklı besin seçimleri yapmayı öğrenmelerinde yardımcı olacaktır. Sağlıksız yiyecek tercihlerini markette bırakın. Yemeklerle su ikram edin.

  • Çocuklarınızı yavaş yavaş yemeye teşvik edin. Bir çocuk yavaşça yediğinde açlık ve dolgunluğu daha iyi tespit edebilir. İkinci bir yiyecek sunumu yapmadan önce, çocuğunuzdan, gerçekten aç olup olmadığını görmek için en az 15 dakika beklemesini isteyin. Bu beyne doygunluğu kaydetme zamanı verecektir. Ayrıca, ikinci yiyecek, ilkinden çok daha küçük olmalıdır.
  • Yemekleri mümkün olduğunca bir aile olarak yiyin. Yemek pişirmek ya da tartışmak için değil, konuşmalarla ve paylaşarak yemek saatlerini keyifli hale getirmeye çalışın. Çocuklar yemeklerden hoşlanmıyorsa, mümkün olduğunca çabuk masayı terketmek için daha hızlı yemeyi deneyebilirler. Daha sonra yemek yemeyi stresle ilişkilendirmeyi öğrenebilirler.
  • Çocuklarınızı yiyecek alışverişine dahil edin ve birlikte yemek hazırlayın. Bu faaliyetler çocuklarınızın besin tercihleri hakkında ipuçları verecek, çocuklarınıza beslenme hakkında öğretme fırsatı verecek ve çocuklarınıza bir başarı hissi verecektir. Buna ek olarak, çocuklar hazırlamaya yardım ettikleri gıdaları yemeye veya denemeye daha istekli olabilirler.
  • Atıştırmalıkları planlayın. Sürekli atıştırma aşırı yemek yemeye yol açabilir, ancak gün içinde belirli saatlerde planlanan atıştırmalıklar yemek zamanlarında bir çocuğun iştahını bozmadan besleyici bir diyetin parçası olabilir.
  • TV izlerken yemek yemek veya atıştırmaktan vazgeçin. Evinizin belirtilen alanlarında, örneğin yemek odası veya mutfak gibi, yemek yemeyi deneyin. Televizyonun önünde yemek yemesi, doygunluk duygularına dikkat etmeyi zorlaştırabilir ve aşırı yorulmaya neden olabilir.
  • Çocuklarınızı daha fazla su içmeye teşvik edin. Tatlandırılmış içeceklerin ve gazlı içeceklerin aşırı tüketimi, çocuklarda artan obezite oranları ile bağlantılı olmuştur.
  • Çocuklarınızı cezalandırmak veya ödüllendirmek için yiyecek kullanmamaya çalışın. Gıdayı bir ceza olarak öne sürmek çocukların yeterince doyamayacaklarından endişe etmesine yol açabilir. Benzer şekilde, tatlılar gibi gıdalar ödül olarak kullanıldığında, çocuklar bu gıdaların diğer gıdalardan daha iyi veya daha değerli olduğunu varsayabilir. Örneğin, sebzeleri yerlerse tatlı alacaklarını söyleyerek sebze hakkında yanlış mesaj göndermeye sebep olunur.
  • Çocuklarınızın ev dışındaki yemeklerinin dengeli olduğundan emin olun. Okul öğle yemeği programıyla ilgili daha fazla bilgi edinin veya öğle yemeğini çeşitli yiyecekler içerecek şekilde paketleyin. Ayrıca, restoranlarda yemek yiyince daha sağlıklı öğeleri seçin.

Son olarak, porsiyon boyutuna ve içeriklerine dikkat edin. Gıda etiketlerini okuyun ve trans yağlardan uzak durun.

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARDA BESLENME

Çocukların sağlıklı yetişkin bireyler olabilmesi, anne karnından başlayarak sağlıklı bir ortamda büyümelerine bağlıdır. Bir – beş yaş arası çocukları kapsayan erken çocukluk dönemi; 1-3 yaş oyun çağı ve 3-6 yaş arası da okul öncesi dönem olarak ikiye ayrılır. Okul öncesi dönemde çocuğun dünyası, okul arkadaşları, öğretmenler ve toplumdaki diğer bireylerle birlikte genişler. Çevreden aldığı uyarılar çocuğun fiziksel, zihinsel ve ruhsal yönden büyümesinde ve gelişmesinde etkin rol oynar.

İlk yaştan itibaren çocuk giderek bağımsızlık kazanmaya başlar ve aile içinde çocuk değişmekte olan bir bireydir. Bu gelişme ve değişme döneminde çocuğun yeme alışkanlıkları da doğrudan veya dolaylı olarak ailenin, özellikle de anne ve babanın beslenme alışkanlıklarından etkilenir. Okul öncesi çağda çocuklar evde annelerini, babalarını, bakıcılarını, diğer büyüklerini, okulda ise öğretmenlerini taklit ederler. Anne, baba ve kardeşler, okul öncesi çağdaki çocuklar için iyi birer modeldir. Yemek yeme alışkanlıkları, aile sofrasında edinilir. Aile sofrası yeterli ve dengeli beslenme için iyi bir model oluştururken, aynı zamanda aile bireylerinin bir araya geldiği mutlu bir ortam da olmalıdır. Çünkü çocuğun fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimi birbiriyle sıkı sıkıya bağlıdır. Örneğin beslenme çocuğun sadece fiziksel sağlığını değil duygusal sağlığını da etkiler. Doğru seçilmiş yiyecekler, destekleyici bir çevre içerisinde verilirse çocuğun gelişimine de katkı sağlar. Üç-altı yaş çocuğun kemiklerinin, dişlerinin, kaslarının, beyin ve sinir sisteminin, dolaşım ve diğer organlarının büyüyüp gelişmesi için hacim yönünden az, besin öğesi içeriği yüksek besinlere gereksinim vardır. Çünkü bu çağda çocuklar gelişim hızının yüksek olmasına bağlı olarak vücut fonksiyonlarını kontrol etmeyi, diğer insanlarla ilişki kurmayı, sosyal davranışları öğrenir ve ileriki yaşlardaki davranışlarının ve alışkanlıklarının temellerini atar. Okul öncesi dönemde çocuğun beslenmesi kendisine sunulan besinlere bağlıdır. Erken Çocukluk döneminde yutmak için çocuklar daha çok dilleri yerine yanaklarını kullanırlar. Çocuklarda çiğneme hareketi bir yaşında başlar, sert ve lifli besinleri çiğneme okul çağına doğru iyice gelişir. 3-4 yaşlarında besinleri parmaklarıyla kaşığın üzerine itmeye, çatal ile yiyecek almaya ve bardak ile içmeye başlarlar. Çocuğun fiziksel büyüme hızı kendi kendini besleme becerisindeki gelişmeye de yansır. Bu yaş grubu çocuklar yiyeceklerini kesmeye ve bütün yiyecekleri düzgün yemeye yeterli kas kontrolüne sahip 10 10 değildirler. Ancak 3 yaşından itibaren çocuklar genellikle kendi kendilerine yemeklerini yiyebilirler. Ancak çalışmalar, beş yaşa kadar da çocukların kendi başlarına yemek yiyememelerinin normal kabul edilmesi gerektiğini göstermektedir. Çocuk 6 yaşından sonra hala kendisi yiyemiyorsa bu normal değildir. Çocuklar 4 yaşında bıçak kullanabilirler ancak sert besinleri yardımsız kesemezler. Kesme işlemi 6 yaşından sonra başarılabilir ve çocuklar ancak 7 yaşında yemekte yalnız bırakılabilirler. Okul öncesi çocuklar, her ne kadar yeni yiyecekleri denemek konusunda isteksiz iseler de, yiyecekler hakkında çok meraklı ve araştırmacıdırlar ve aile sofrasındaki yemeklere katılmaktan hoşlanırlar. Bu isteksizlik eğer aileler yeni yiyecekler konusunda konuşur ve onların bu yiyecekleri hazırlamalarına veya yetiştirmelerine olanak sağlarsa ortadan kalkabilir. Anne ve babaların yemek yedirme için ısrarları, ödüllendirme, ceza verme gibi tutumlar çocuğun yeme alışkanlıklarını olumsuz yönde etkiler. Okul öncesi çocuklardaki beslenme hedefleri; normal büyüme ve gelişimini, çeşitli besinlerden tüketmesini ve ileriye yönelik sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmesini sağlamaktır. Okul öncesi dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması aşağıdaki konular bakımından temel oluşturur:

Çocuğun sağlıklı büyüme ve gelişmesini destekler.

Çocuklarda demir yetersizliğinden kaynaklanan anemi, yetersiz beslenme, obezite ve erken diş çürümesi gibi sağlık sorunlarını önler.

Çocuklarda yaşam boyu sağlığının korunmasına ve yetişkin dönem kronik hastalıkların (kalp damar hastalıkları, tip 2 diyabet , hipertansiyon, bazı kanser türleri ve osteoporoz gibi) oluşum riskinin azaltılmasına yardımcı olur.

Çocuklar İçin Beslenme Önerileri

  • Birçok çocuk için en iyisi düzenli bir program ile beslenmesidir. Okul öncesi dönemde olduğu gibi, düzenli beslenme ihtiyaçları devam eder. Çünkü açlığa yetişkinler kadar dayanamazlar. Yemekler düzenli olmadığında çocuklar gün boyunca daha fazla abur cubur yeme eğiliminde olur ve yemek zaman daha az aç olurlar. Aynı nedenle yemeklerin sıklıkla atlanması da iyi bir fikir değildir. Ayrıca çocuklar güne iyi bir başlangıç yapabilmek için kahvaltıya ihtiyaç duyarlar.
  • Yemek zamanı iyi bir aile zamanı olmalıdır. Çocuklara besleyici besinleri yemelerini söylemekle, bunu göstermek aynı etkiye sahip değildir. Çocuklar aileleriyle birlikte yemek yediklerinde genellikle daha çeşitli ve besleyici yemekler yerler. Aynı zamanda sosyal davranış modelleri geliştirirler. Kahvaltı, öğle veya akşam yemekleri çocuklara olumlu yeme alışkanlıkları kazandırmada iyi birer fırsattır.
  • Çocuklarn kendi besin seçimlerini yapmalarına izin verilmelidir. Çocuklara neyi, ne kadar yiyeceklerine karar verme konusunda şans tanıyın. Onların kişisel besin tercihlerine ve damak zevklerine saygı gösterin. Onlara yemek istemedikleri yemekleri kibarca reddetme fırsatı verin. Çocuklara ana ve ara öğünleri planlamaya katılma fırsatı verin. Bu onlara besin seçmede nasıl karar vermelerini öğreten bir yoldur. Çocuklar planlanmasına ve hazırlanmasına katıldıkları besinleri daha çok severler. Onları zorlamadan yeni besinler denemeye teşvik edin. Yeni besinleri denemek yeni hobileri denemek gibidir. Bu onlarn bilgilerini, deneyimlerini ve yeteneklerini arttırır. Çocuklar sık olarak tükettikleri besinleri daha çok severler. Çocuklarınıza düzenli olarak meyve ve sebze verirseniz ve kendiniz de yerseniz zamanla onları seveceklerdir.
  • Ara öğünler çocuğun sağlıklı beslenme planını seçmesine katkıda bulunurlar. Dikkatli seçildiklerinde ara öğünler çocuğunuzun gün boyu almayı ihmal ettiği besin gruplarının yerini doldururlar. Büyüme çağında ara öğünlerde süt, ayran, meyve suyu, peynirli ekmek vb. besinlerin tüketilmesi uygundur.
  • Çocukların bir öğünde veya bir günde değil, birkaç gün içinde tükettiklerinin toplam miktarı önemlidir. Çocuğunuz ara sıra belli birkaç besini tüketmiyor veya bir öğünde fazla bir şey yemiyorsa bunda endişe etmenizi gerektiren bir durum yoktur.
  • Ana ve ara öğün zamanları çocuğunuzu sıkmayacak şekilde olduğunda beslenme alışkanlıkları da iyi yönde gelişir. Yemek zamanında oluşan stres, besin tüketimine yansır. Yemek zamanında tartışma ve eleştiri yapmadan iletişim kurmaya çalışarak güzel vakit geçirilmelidir

Çocuk Beslenmesi

Çocuk Beslenmesi

 

Büyümenin hızlı ve özel olduğu durumlarda (doğum, emziklilik gibi) beslenme ihtiyacı farklılaşır. Çocuğun sağlıklı büyümesinde düzenli beslenmenin rolü büyüktür. Beslenme çocuğun gelişimini doğrudan etkileyen bir faktördür. Yetersiz ve dengesiz beslenme, çocuğun sosyal, bilişsel, fiziksel gelişimini olumsuz yönde etkiler. Sağlıksız beslenme vücut direncini azaltarak bireyin hastalıklara yakalanma riskini daha da artıracaktır. Büyüme çağında iyi beslenemeyen çocuklarda gelişim geriliği, zayıf bünye, dayanıksızlık, ileride düzeltilmesi imkânsız vücut bozuklukları oluşabilir. Yeterli besin alamayan, düzenli yemeyen, yemek seçen, yemeklerden sonra kusma nöbeti geçiren çocuğun gelişmesi olumsuz etkilenir. Sağlıklı gelişmenin ilk şartı yeterli ve dengeli beslenmedir. Çocuğun beslenmesinde amaç;

  • Gelişmeyi sağlayacak düzeyde enerji, vitamin ve mineral sağlamak,
  • Diş sayısına ve sindirim sistemine uygun çeşitli miktar ve kıvamdaki besinleri seçerek çocuğa sunmak,
  • Olumlu beslenme alışkanlığı kazandırmak olmalıdır.

İyi beslenen bir çocuk canlı, hareketli, neşeli ve istekli olur. Vücut yapısı sağlam ve normal görünümlüdür. Hastalıklara karşı dirençlidir. Bu dönemde yapılacak en yanlış davranış çocuğun zorlanarak beslenmesidir.

1 yaş çocuğu kendi kendine yemeğe çok isteklidir. Bu dönemde çocuk yarı kontrollü bırakılabilir. 2 yaşta kaşığı daha kontrollü kullanabilir. 3 yaşta sandalyeye daha rahat oturur ve yemeğini daha rahat yer. 4-5 yaşta kendi kendine beslenebilir hale gelir. Çocuklar azar azar ve sık sık beslenmelidir. Ara öğünlerde verilen besinler, ana öğünü etkileyecek ve iştahı kapatacak nitelikte olmamalıdır. Meyve ve taze sıkılmış meyve suları tercih edilebilir.

Çocuklarda istenmeyen durumlar olarak ortaya çıkan zayıflık, şişmanlık ve bodurluğun en önemli nedenlerinde biri de beslenme bozukluklarıdır. Yetersiz ve dengesiz beslenme durumunda vücudun büyüme gelişme ve normal çalışmasında aksaklıklar ortaya çıkar. Çocuklarda büyüme ve gelişme gerilikleri görülür. Örneğin boyu yeterince uzamaz, ağırlığı az olur, dişi geç çıkar, kemikleri iyi gelişmez, kalıcı bozukluklar ortaya çıkabilir. Ya 8 da çocuğun gereğinden fazla karbonhidrat değeri yüksek yiyecekler ile beslenmesi erken dönemde şişmanlığın ve şişmanlığa bağlı rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olur.

Okulöncesi dönemdeki çocuklarda zaman zaman ortaya çıkan iştahsızlık durumunu yetersiz beslenmenin ya da beslenme bozukluğunun başlangıcı saymak doğru değildir. Çocuklardaki bu durum, kısa süreli, geçici olarak da ortaya çıkabilir.

Çocuk beslenmesinin, onların sosyal, ruhsal, zihinsel olarak normal gelişmelerinde ve sağlıklı olabilmelerinde önemi büyüktür. Bu dönemde yetişkinleri tutumları ve çocuklarına verecekleri doğru beslenme alışkanlıkları ve davranışları, çocuğun beslenme alışkanlıklarının temelini oluşturacaktır.

Çocuklar İçin Şiirler

Şiirler, kadim zamanlardan beri yüreğimizi ferahlatan, duygularımızı tam olarak yansıtamasa da en iyi ifade eden araçlardan biri olmuştur. Bu yazımızda sizler ile, çocuk gerçekliğine en uygun şiirlerin toplandığı bazı kitapları tanıtmak istiyoruz. Şiirleri birlikte okuyup, çocuğun yorumlarını dinlemenizi öneririz. Keyifli okumalar

Bahsetmek istediğimiz ilk kitap Kuş Uçtu Şiir Kaldı. Kitap, iki başarılı yazar Mavisel Yener ve Aytül Akal’ın birbirlerine yolladıkları şiirlerden oluşmuş. Yazarlarımız o kadar çok ve güzel şiirleşmişler ki, dayanamayıp sonunda bunu kitap haline getirmeye karar vermişler. Aslında diş hekimi olan Mavisel Yener, gençler ile ilgili pek çok STK’nın destekleyicisi. Uzun zamandır da çocuklar için farklı yaş gruplarına uygun kitaplar yazıyor. Aytül Akal ise Washington International University’den mezun bir eğitimci. 1981’den bu yana çeşitli kuruluşlarda çocuklar için yazılar yazıyor. Biz kitabı çok sevdik, sizin de beğeneceğinizi düşünüyoruz.

Diğer kitabımız, Şiir Gemisi, Ayla Çınaroğlu’nun eseri. Yazarımız 1939 yılında Ankara’da doğdu. 1961 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Grafik Sanatlar Bölümü’nü bitirdi, grafiker olarak çalıştı.1972 yılından bu yana çocuklar için yazıyor ve kitaplarından bir bölümünü resimliyor. Şiirlerinde çocuk gerçekliğini yansıtarak etkili bir üslup kullanıyor. 8-12 yaş için önerdiğimiz kitabımız ile keyifli okumalar !

Sessiz Kitaplar

Bu seferki yazımızda sizler ile daha önce  çok da rastlamadığınız bir kitap türünden bahsedeceğiz. Dünyada ‘silent books’ diye anılan yazısız kitaplar. Bu kitapların özelliği sadece resimlerden oluşması. Sözcükleri kullanmadan, görseller ile hikayeyi anlatmak, çocukların hayal gücünün daha kuvvetli ortaya çıkmasını sağlarken, diğer yandan da jest ve mimikleri, sözsüz iletişim yollarını daha iyi gözlemlemelerini sağlar. Dünyada pek çok örneği olan bu kitapları maalesef ki Türk yazarlarımız çok da tercih etmiyor. Bu kitaplar özellikle kendini sözel olmayan yollar ile ifade etmeye çalışan çocuklar için ideal. Bizler sizin için Türkiye’de kolay ulaşabileceğiniz iki sessiz kitabı derledik. Keyifli okumalar !

İlk kitabımız Doğum Günü Hediyesi. Eser, Behiç Ak tarafından resimlendirilmiş. Çocuk kitapları yazarı olmasının yanında ünlü bir karikatürist olan Behiç Ak her detayı ince ince işlemiş.  Kitabın içeriğinde ise önce bir mavilik görüyoruz. Sonrasında maviliğin ortasında bir noktayı fark ediyoruz. Her resimde nokta büyüyor ve biz bunun bir ada olduğunu anlıyoruz. Adadan sonra evler beliriyor. Bu evlerden birinde bir çocuk bir paket alıyor. Büyükçe olan bu paketin bir hediye paketi olduğunu anlıyoruz. Çocuk, hediye paketini açamıyor. Paketi her açtığında yeni bir paket daha ortaya çıkıyor. İşin içinden çıkamayınca arkadaşlarına danışıyor. En sonunda hep birlikte paketin sonuna ulaşıyorlar ve bu paketten bir yumurta çıkıyor. Yumurta çatlıyor ve içinden bir kuş çıkıyor. Kitabı incelerken ana kahramanımıza isim takmak, onu kitap bittikten sonra farklı maceralara yollamak oldukça keyifli olacaktır.

İkinci kitabımız Kırmızı Ringa. Kitap bir parkta yaşayan çeşitli canlıların hayatlarından kesitler sunuyor. Bu canlılardan bazıları normalde hiç dikkatimizi çekmeyecek küçüklükte. Yazarımızın bu kitapta bize anlatmaya çalıştığı, her yerde farklı bir hikayenin aslında var olduğu. Bu hikayeler küçük ayrıntılarda olsalar bile, yanı başımızda bir yerdeler. Kitap iki kısımdan oluşuyor. İlk kısım sadece görsellerden oluşurken, ikinci kısımda yazılı olarak hikayeler de anlatılıyor. İlk kısmı kendi hayal gücümüzle doldururken, ikinci kısımda yazarın hayal gücü ile kendi sözcüklerimizi karşılaştırabiliriz. Keyifli okumalar !

 

The Wave  bahsetmek istediğimiz bir diğer sessiz kitap. Bu güzel kitabın konusu sahildeki bir kız çocuğunun dalgalar ve martılar ile yaşadığı kısa bir macerayı bize görselleştiriyor. Kitap bir sessiz kitap olduğu için, hikayeyi kitap ile beraber kurgulayacaksınız. Harika hikayeler çıkacağına eminiz! Kitabın görselleri o kadar güzel ki! Çocuklar ile keyifli vakit geçirmenin yanında yetişkinlerin de başucu kitaplarından biri olacağını düşünüyoruz, ki bizim başucu kitaplarımızdan biri haline çoktaaaan geldi !

Kitap Türkiye’de Pandora Kitap Evi tarafından satışa sunuldu, dilerseniz Amazon.com’ dan da edinebilirsiniz. Ayrıca, aşağıda kitabın görsellerinin birleştirildiği Youtube videosunun da linkini bulabilirsiniz.

Kitabı tasarlayan kişi Suzy Lee. Kendisi, Camberwell College of Arts’dan mezun bir tasarımcı. Uzmanlığı kitap tasarımları üzerine. Yaptığı işler hem ülkesi Güney Kore’de hem de dünya çapında ödüllü. Kendisi hakkında detaylı bilgi ve diğer kitaplarını internet sitesi ;

http://www.suzyleebooks.com/home.htm ‘ de bulabilirsiniz.

 

 

Bahsetmek istediğimiz diğer bir sessiz kitap Şemsiye. Küçük bir köpeğin bulduğu kırmızı şemsiye ile oradan oraya savrularak gezindiği dünyayı, kendi hikayelerimizle izliyoruz ! Kırmızı şemsiye, köpeği o kadar uzaklara götürür ki, küçük dostumuz kendini kutuplarda bulur. Tabii kitap sessiz olduğu için, başına neler geldiğini de sizlerden dinleyeceğiz 🙂

Kitabın görselleri ve kurgusu Ingrid & Dieter Schubert tarafından hazırlanmış. Çiftin beraber hazırladıkları onlarca kitap, 21 ayrı ülkede yayınlanmış. Dilerseniz İnternet siteleri www.ingriddieterschubert.com’ dan haklarında daha ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz. Kitap Türkiye’de Kuraldışı Çocuk tarafından yayınlanıyor. Çocuklar ile beraber, bu sessiz kitapta onlarca farklı hikaye kurgulayabileceğinizden eminiz! Keyifli okumalar !

 

Başka bir sessiz kitabımız Büyük Orman Avcıları. Çizeri Dennis Nolan, tasarımcı ve yazar. Çizdiği onlarca eser ile  Commonwealth Club of California ve Golden Kite Picture-Book gibi uluslararası çeşitli ödüllere sahip. Kitap Türkiye’de Abm Yayınevi’den yayımlanıyor.

İlk sayfadan itibaren bizi heyecanlandıran bu kitapta ilk olarak, bir kabilede yaşayan küçük insanları görüyoruz. Bir grup köyden ayrılarak bir yolculuğa çıkıyor ve birçok hayvanla karşılaşıyor, maceralara atılıyorlar. Sonunda ise, kamp ateşi başında marsmelov yiyen bir çocuğun paketinden bir tane marşmelov alarak köylerine geri dönüyorlar. Bu keyifli yolculukta hepinize güzel maceralar dileriz !

Kitap üç yaştan itibaren çocuklar ile birlikte kurgulanabilir. Kitap farkındalığı arttıkça ve kelime dağarcığı zenginleştikçe kendilerini daha iyi ifade edeceklerdir. Hikayeyi birlikte kurgularken, çocukların yeni kelimeleri öğrenmelerinde destekleyici olabilirsiniz.