Bebeklerin beyinleri aynı anda birden fazla dili öğrenmek için donanımlıdır

Bir yabancı dil öğrenmeye çalışan her yetişkin, bunun ne kadar zor ve kafa karıştırıcı olduğunu bilir. İki dilli bir evde yetişen üç yaşındaki bir çocuk, İngilizce cümlelerine İspanyolca kelimeler eklediğinde, halk arasındaki yaygın inanışa göre iki dili karıştırmakta olduğu düşünülmektedir.

Araştırmalar bu düşüncenin doğru olmadığını göstermektedir.

Aslında erken çocukluk, ikinci bir dil öğrenmek için en iyi zamandır. Yetişkinler genelde ikinci dil öğrenirken nadiren ana dil seviyesinde akıcılık kazanırlar, fakat doğumdan iki dili öğrenen çocuklar genellikle her ikisinin de ana dil konuşmacıları haline gelir.

Burada sorulması gereken asıl soru şudur; bebekler için iki dili aynı anda öğrenmek kafa karıştırıcı mıdır?

Bebekler ne zaman dil öğrenirler?

Araştırmalar, bebeklerin daha doğmadan önce dil seslerini öğrenmeye başladığını göstermektedir. Bir annenin sesi, doğmamış bir bebeğin rahimde duyduğu en belirgin seslerden biridir. Bir bebek doğduğunda, annesinin kullandığı dil ile başka bir dil arasındaki farkı ayırt etmekle kalmaz, aynı zamanda dilleri ayırt etme yeteneğini de gösterebilir.

Dil öğrenimi, seslerin işlenmesine bağlıdır. Bütün dünyanın dilleri bir araya getirildiğinde yaklaşık 800 kadar ses oluşturur. Her dilde, bir dili diğerinden ayıran yaklaşık 40 ses ya da “sesbirim” kullanılmaktadır.

Doğumda, bebek beyninin alışılmadık bir yeteneği vardır: 800 farklı ses arasındaki farkı söyleyebilmektedir. Bu, bebeklerin bu aşamada maruz kaldıkları herhangi bir dili öğrenebileceği anlamına gelmektedir. Bebekler, hangi sesi daha fazla işittiklerini yavaş yavaş anlamaktadırlar.

6 ile 12 ay arasında, tek dilin konuşulduğu evlerde yetişen bebekler ana dildeki ses alt grubunda daha da uzmanlaşmaktadır. Bir başka deyişle, “anadil uzmanı” olmaktadırlar. 1 yaşına geldiklerinde, tek dilli bebekler, yabancı dil sesleri arasındaki farkları anlama becerilerini kaybetmeye başlamaktadırlar.

Bebeğin beyninin incelenmesi

Ya doğumdan iki dili birden duyan bebekler? Bebek beyni iki dilde uzmanlaşabilir mi? Eğer öyleyse, bu sürecin tek bir dilde uzmanlaşmaktan farkı nedir?

Bebek beyninin bir dile karşı iki dili nasıl öğrendiğini bilmek, konuşmayı öğrenirken ortaya çıkan gelişimsel dönüm noktalarını anlamak için önemlidir. Örneğin, iki dil konuşabilen çocukların aileleri, neyin tipik veya beklenmedik olduğunu ya da çocuğun tek bir dili öğrenen çocuklardan nasıl farklılaşacaklarını merak etmektedir.

Birlikte çalıştığım araştırmacılarla kısa süre önce, tek dilli (yalnızca İngilizce) ve iki dilli (İspanyolca-İngilizce) evlerden gelen 11 aylık bebeklerin duydukları dil seslerinin beyinlerindeki işlem sürecini inceledik. Manyetoensefalografi (MEG) adı verilen, bebekler İspanyolca ve İngilizce heceleri dinlerken beynin etkinliğini ve zamanlamasını kesin olarak saptayan, tamamen girişimsel olmayan bir teknoloji kullandık.

Tek dilli ve iki dilli evlerde yetiştirilen bebekler arasında bazı temel farklar bulduk.

11 aylıkken birçok bebeğin ilk kelimelerini söylemeye başlamasından hemen önce beyin kayıtları şu sonuçları ortaya çıkarmıştır:

  • Tek dilli, sadece İngilizcenin konuşulduğu evlerden gelen bebekler, yabancı bir dil olan İspanyolca sesleri değil, İngilizce seslerini işlemek için uzmanlaşmıştır.
  • İki dilli, İspanyolca ve İngilizcenin birlikte konuşulduğu evlerden gelen bebekler, her iki dilin de, yani İspanyolca ve İngilizcenin seslerini işlemek için uzmanlaşmıştır.

Bulgularımız, bebeklerin beyninin, bakıcılarından duydukları dil veya dillere göre kendilerini ayarladıklarını göstermektedir. Tek dilli bir beyin, sadece bir dilin seslerine göre kendini ayarlamakta ve iki dilli beyin, kendini iki dilin seslerine de ayarlamaktadır. 11 aylıkken bebek beynindeki faaliyet, maruz kaldıkları dili veya dilleri yansıtmaktadır.

2 dil birden öğrenmek iyi midir?

Bunun önemli sonuçları vardır. Tek dil ve iki dilli çocukların ebeveynleri, çocuklarının ilk kelimelerini söylemesine heveslidir. Bu, bebeğin ne düşündüğüyle ilgili daha fazla bilgi edinebilmek için heyecanlı bir zamandır. Bununla birlikte, özellikle de iki dilli ebeveynler için ortak bir endişe, çocuğun yeterince hızlı öğrenmemesidir.

Araştırmamızda, iki dilli bebeklerin, tek dilli bebekler gibi İngilizce seslerine eşit derecede güçlü bir beyin tepkisi gösterdiğini bulduk. Bu, iki dilli bebeklerin tek dilli bebeklerle aynı oranda İngilizce öğreniyor olduklarını göstermektedir.

Ayrıca, iki dilli çocukların ebeveynleri, çocuklarının bir dil öğrenerek yetişen çocuklar kadar kelime bilmeyeceğini de düşünmektedir.

Bir dereceye kadar bu endişe geçerlidir. İki dilli bebekler zamanlarını iki dil arasında bölmekte ve bu nedenle her bir dilde ortalama daha az kelime duymaktadır. Ancak, çalışmalar her iki dil de göz önünde alındığında iki dilli çocukların geride kalmadıklarını göstermektedir.

Her iki dil de birleştirildiğinde, iki dilli çocukların kelime öbeklerinin tek dilli çocuklarınkine eşit ya da onlardan daha büyük olduğu bulunmuştur.

Bir diğer endişe, iki dilli olmanın kafa karışıklığına neden olacağı düşüncesidir. Bu endişenin bir kısmı, iki dil konuşabilen bireylerin her iki dili de birleştirdikleri konuşma davranışı olan “dil değiştirme (iki dili konuşabilen insanların konuşurken farkında olmadan diller arası geçiş yapması)” nedeniyle ortaya çıkmaktadır.

Örneğin, İngilizce, İspanyolca ve Slovakça konuşan dört yaşındaki oğlum, İspanyolca ve İngilizce kelimelerin sonunda Slovakça çekim eklerini kullanmaya kadar gidiyor. Araştırmalar, iki dilli çocukların, çevrelerindeki iki dilli yetişkinlerin de bunu yapması nedeniyle dil geçişi yaptığını göstermektedir. İki dilli yetişkinlerde ve çocuklardaki dil değişimi gelişigüzel değil kurallara göre olmaktadır.

Tek dilli çocukların aksine, iki dilli çocukların bir dilde uygun kelimeyi çabucak bulamaması durumunda kolayca bir kelimeyi ödünç alabileceği başka bir dil bulunmaktadır. İki yaşındaki çocuklar bile kendi dillerini karşısındaki tarafından kullanılan dile uyacak şekilde düzenlemektedir.

Araştırmacılar, dil geçişinin iki dilli bir çocuğun normal dil gelişiminin bir parçası olduğunu belirtmektedir. Bu, onları fazladan bilişsel cesaret veren “iki dil avantajı” sağlamaktadır.

İki dilli çocuklar avantajlıdır

Dünyanın dört bir yanındaki küçük çocuklar aynı anda iki dil öğrenebilmektedir. Aslında, dünyanın birçok yerinde, iki dilli olmanın bir istisna değil kaide olması gerekmektedir.

İki dil arasındaki dil geçişlerinde sürekli olarak dikkate ihtiyaç duyulmasının çeşitli bilişsel avantajları olduğu son dönemlerde daha iyi anlaşılmaktadır. Araştırmalar, iki dilli yetişkinlerin ve çocukların beyinlerinin daha iyi yürütme işlevi gösterdiğini, yani dikkati değiştirip görevler arasında geçiş yapabildiklerini ve sorunları daha kolay çözdüklerini bulmuştur. Ayrıca, iki dil bilen bireylerin artan meta-dilbilimsel becerilere (kendi başına dil üzerinde düşünme ve bunların nasıl çalıştığını anlama becerisi) sahip olduğu bulunmuştur. İki dilli olmanın üçüncü bir dili öğrenmeyi kolaylaştırdığına dair kanıtlar vardır. Dahası, ikili dil deneyiminin, yaşlanmayla birlikte gelen bilişsel düşüşe ve Alzheimer hastalığına karşı koruyucu etkileri olduğu düşünülmektedir.

Çocuğunuzun birden fazla dili bilmesini istiyorsanız, erken yaşta, hatta ilk dilini konuşmaya başlamadan önce başlamak en iyisidir. Çocuğunuzun kafası karışmayacaktır; aksine iki dil bilmek diğer kavrama biçimlerinde de bir artış sağlayabilmektedir.

kaynak : https://qz.com/666364/babies-brains-are-wired-to-learn-multiple-languages-at-once/

çeviren : Başak Bilgin

Güncel

Son günlerde toplumumuzun sıkça konuştuğu bir konu : çocuk cinsel istismarı ve pedofili. Bu iki kavram , her zaman konuşulması ve üzerine düşünülüp çözüm üretilmesi gereken konular. Hepimizi çok yakından ilgilendiren bu konu hakkında Türkiye Psikiyatri Derneği bilgilendirme amaçlı ayrıntılı bir rapor yayınladı. Bilgilendikçe ve işlenen her türlü suça sessiz kalmadıkça daha sağlıklı ve huzurlu bir toplumda yaşayabileceğimizi biliyor, bu ayrıntılı raporu okumanızı öneriyoruz ;

http://www.psikiyatri.org.tr/uploadFiles/219201618057-CocukCinsel_istismar_bilgilendirme_dosyasi.pdf

 

Ebeveynler Çocuklarını Gizlice Gözetlememeli

 

Çocukların özel hayatını ihlal etmeyi kolaylaştıran uygulamalar, durdurulmuş gelişmeye sebep olmaktadır.

 

KIRSTEN WEIR, 14 NİSAN 2016

                Washington, Spokane yakınlarında yaşayan bir muhasebeci olan Mandie Snyder, son iki yıldır kızını “gözetliyor”. mSspy olarak bilinen kullanışlı bir teknoloji aracıyla Snyder, 13 yaşındaki kızının mesajlarını, fotoğraflarını, videolarını, indirdiği uygulamaları ve tarayıcı geçmişini inceleyebiliyor.

Bunun için hiçbir şekilde özür dilemiyor. Geçen yaz kızının, erkek arkadaşına cinsel birliktelik planları için mesaj attığını keşfettiğinde son anda müdahale edebildiğini söyledi. Snyder, “Ben kızımın yaşındayken çok daha saftım. Bugünün dünyasında sosyal olarak etkileşim kurmanın çok fazla yolu olduğunu ve sebebinin bu olduğunu biliyorum” diyerek ekledi. “Bir gencin ebeveyni olarak, bu teknoloji çağı beni korkutuyor.”

Ancak teknoloji, gençlerin başlarını belaya sokması için korkunç yeni yollar sunarken, ebeveynlere de çocuklarının her hareketini izlemek için yeni yollar önermektedir.

ANNEM VE BABAM BENİ İZLİYOR: Bazı çocuk psikologları, çocukları sosyal medya sitelerinde, mSpy gibi uygulamalarla gizlice takip etmenin özel hayat ihlali olduğunu ve çocuğa zarar verdiğini söylemektedirler.

Anne-babalar; mSpy, Teen Safe, Family Tracker ve benzerleri gibi izleme teknolojileriyle çocuklarının aramalarını, mesajlarını, sohbetlerini ve sosyal medya paylaşımlarını izleyebilmektedir. Bir çocuğun (ve telefonunun) seyahat ettiği her konumun haritalarını görüntüleyebilmektedir. Örneğin, Mama Bear adlı bir uygulama, çocukları arabada çok hızlı seyahat ederse, ebeveynlere uyarı göndermektedir.

Ancak koruma ile takıntı arasında ince bir çizgi vardır. Yeni dijital gözetleme araçları, ebeveynleri bir ikileme sokmaktadır. Ergenlik, çocukların kendi kimliklerini geliştirebilmek için gizliliğe ve bireysel alana ihtiyaç duydukları kritik bir zamandır. Çocuklarının hareketlerini izlemek ebeveynler için dayanılmaz olabilir. Ancak, çocuklarının kişisel hayatlarının karanlık köşelerine sızmak anne-babalara cazip ve de çekici gelmesi, gözetleme işleminin iyi olmaktansa zarar verici olduğuna dair bir kanıt olabilir.

Geleceği göz önünde bulundurarak, ebeveynliğin amacı sağlıklı ve kendine yeten bir birey yetiştirmektir. Oberlin Kolejinde gelişimsel bir psikolog olan Nancy Darling, “Sağlıklı özerklik geliştirme süreci çocuklar sizden kaçabildiği anda başlıyor” demektedir. “Ebeveynlik konusunda zor olan şey, çocuğun bağımsızlık isteğini kendi güvenlik endişelerimiz ile dengelemektir” diyerek eklemektedir.

Özel hayatın gizliliği, kendi kendine yeterliliği geliştirmenin önemli bir parçasıdır. Hong Kong Çin Üniversitesi’nde ergen gelişimi üzerine çalışan bir sosyal psikolog olan Skyler Hawk, “Mahremiyeti deneyimleme becerisi, muhtemelen kültürün ötesine geçen temel bir insani ihtiyaçtır” demektedir. Ergenlik döneminde, çocukların beyinleri, bedenleri ve sosyal hayatları hızla değişmektedir. Hawk ayrıca, kimlikleri ve kendilerini ifade ederek tecrübe ettiklerinde, bunu anlayabilmek için biraz alana ihtiyaç duyduklarını söylemektedir.

İndianapolis’te Indiana Üniversitesi-Purdue Üniversitesi’nde iletişim çalışmaları profesörü ve İletişim Gizlilik Yönetimi Merkezi yöneticisi olan Sandra Petronio, gizliliğin ergenler için sadece önemli olmadığını söylemektedir. Aynı zamanda onların görevi olduğunu “Bir ergenin temel işi birey olmak, ebeveyn tarafından kontrol edilmekten uzak durmaktır. Bunu başarabilmelerinin çok net bir yolu vardır, bu da özel alan talep etmeleridir “diyerek ifade etmektedir.

Petronio, çocukların gizliliğine müdahale etmenin ebeveyn-çocuk ilişkisine zarar verdiğine dair önemli kanıtlar bulunduğunu belirtmektedir. “Ebeveynler çocuklarını gizlice gözetlediklerinde güvensizlik gösterirler” demektedir. “Kontrol etmek için bu istek, gerçekten ilişkiye zarar veriyor” şeklinde eklemektedir.

Bir ebeveynin gözetleme arzusu, çocuklarını güvende tutmaktansa kendi endişesini azaltmaya yönelik istekle daha fazla alakalı olabilir.

         Hawk, gizlice casusluk yapmanın uzun süre gizli kalmayacağını da sözlerine eklemektedir. Birçok çocuk teknoloji konusunda ebeveynlerinden daha bilgilidir. Çocukların bu izleme uygulamalarını keşfedip, sistemi nasıl çökerteceklerini kısa sürede çözme olasılığı yüksektir. Örneğin, sınıflarından çıktıkları sırada konumlarını izleyen telefonlarını dolaplarına bırakabilir veya ikinci bir (gizli) Instagram hesabı kurabilirmektedirler.

Çocukların anne-babalarına güvenebileceklerini hissetmediklerinde daha da gizli davranmaları hiç de şaşırtıcı bir durum değildir. Hawk, bu etkiyi, bireycilik ve özerklik hakkındaki duyguların Birleşik Devletlerdekilere benzediği Hollanda’daki üçüncü sınıf öğrencilerinin bir örneğinde görmüştür. Araştırmacılar, çocuklara ebeveynlerinin gizliliklerine saygı duyup duymadıklarını sormuş, bir yıl sonra, meraklı ailelerin çocuklarının daha gizli davranışlar sergilediğini ve ailelerinin, diğer ebeveynlere kıyasla çocuklarının neler yaptıkları, arkadaşları ve nerede oldukları hakkında daha az bilgi sahibi olduklarını söylemiştir.

Hawk, “Zaman içinde çocukların özel hayatı ihlal edildikçe gizliliğe daha da yöneldiklerini gözlemleyebiliriz” demektedir. “Ebeveynler çok fazla müdahaleci davranırlarsa, sonuçları kendi aleylerine olacaktır” diyerek eklemektedir.

Bir çocuğun yeterli kişisel alanı olmadığında, kötüye giden tek şey ebeveyn-çocuk ilişkisi değildir. Çocukların gizlilikleri işgal edildiğinde, uzmanların “içselleştirme” olarak adlandırdıkları anksiyete, depresyon ve içine kapanma gibi akıl sağlığıyla ilgili problemlerin olduğu davranışlar ortaya çıkabilmektedir. Temple Üniversitesi’nde psikoloji profesörü ve ‘Fırsat Çağı: Ergenliğin Yeni Biliminden Dersler’ kitabının yazarı Laurence Steinberg, “Aşırı müdahaleci ebeveynlerle büyüyen çocukların, bağımsız çalışabilme yeteneklerine olan güvenlerini kısmen zayıflattığından zihinsel sağlık sorunlarına duyarlı olduklarını gösteren birçok araştırma vardır” demektedir.

Ebeveynler çocuklarına kendi kararlarını verebilmeleri için mahremiyet sağlamazlarsa, çocuklar bu kararlardan bir şeyler öğrenme şansına sahip olamazlar. Rochester Üniversitesi’nde ergen-ebeveyn ilişkilerini araştıran bir psikoloji profesörü olan Judith Smetana, ailelerin çocuklarına rehberlik etmek ve onları korumak gibi bir yükümlülüğü olduğunu, ama ergenliğin sınırları test etme zamanı olduğunu söylemektedir.

Alkol tüketimini örnek olarak ele alalım. Smetana “Ergenlikte içki içmeyi deneyen fakat ağır içki alışkanlığı olmayan çocuklar, hiç denemeyenlerden psikolojik olarak daha sağlıklı olma eğilimindedir” demektedir. “Çocukların içki içmesine göz yummak istemiyorum, ama bunun bir tecrübe olduğunu biliyoruz” diyerek eklemektedir. “Ergenliğin doğası budur.”

Ebeveynler özel hayat gizliliğinin öneminin farkında olduklarında bile sınırları belirlemek çok zor bir iştir. Princeton Üniversitesi’nde bir sosyolog ve 2014 yılında çıkan “Parentoloji” kitabının yazarı Dalton Conley, bu sınırın tek bir sosyo-ekonomik tabakada ya da tek bir mahallede bile, her bir aile için farklı göründüğünü söylemektedir. Conley, bir konferansta profesyonel bir meslektaşının genç kızına bir dadı kamerayla casusluk yaptığını öğrendiğinde çok şaşırdığını belirtmiştir. Aynı zamanda, nerede olduğunu ve ne satın aldığını öğrenmek için kendi çocuğunun banka kartının hesap özetlerini kontrol etmekten çekinmediğini öğrendiğini de söylemiştir. “Ebeveyn gözlem teknolojisi çok hızlı gelişti, neyin kabul edilebilir neyin kabul edilemez olduğuna dair bir ilke yok” diyerek eklemiştir.

Ebeveynler çocuklarını gizlice gözetlediklerinde güvensizlik gösterirler. Kontrol etmek için bu istek, gerçekten ilişkiye zarar veriyor.

         Darling de bağımsızlık ve gizlilik arasındaki çizgiyi geçenlerden biridir. Çocuklara sağlıklı bir özerklik geliştirme alanı sağlamak gerektiğini savunduğu kadar, o da çok endişeli bir ebeveyndir. Küçük oğlundan, “iPhone’umu Bul” özelliğini açmasını istemiştir, böylece ona ulaşamama durumunda istediği gibi takip edebilecektir. Büyük oğlu, kolejden bir gece eve gelmediğinde “Kız arkadaşını arayabilmek için cep telefonu kayıtlarına girdim” diye itiraf etmiştir. “Oğlum bu konuda çok sinirlendi, ancak gecenin 3’üydü ve çok endişelenmiştim” diyerek sözlerine eklemiştir.

Darling’e göre çocuklar, ebeveynleri konuşmalarını gizlice dinleyerek ya da mesajlarını okuyarak kişisel meselelerine karıştıklarında özel hayatlarının işgal edildiğini hissetmektedirler. Ancak birçok çocuk, ebeveynlerinin uyuşturucu kullanımı ve çocuklarının okuldan sonra nereye gittiklerini bilmek gibi güvenlik konularında kural koymak gibi meşru otoritesinin bulunduğunun farkındadırlar. Darling “Ebeveynlerin çocuklarının nerede olduğunu bilmeleri gerekir” demektedir.

Ancak güvenlik konularının ne olduğu ve sınırlarının nasıl belirleneceği tam olarak bilinmemektedir. Birçok toplulukta, çocuk olmak için güvenli bir zamandır. FBI verilerine göre, 1993 ile 2011 yılları arasında şiddet suçu oranı yüzde 48 oranında düşmüştür. Çocuk ölüm hızı da azalmaktadır. Aynı zamanda kayıp çocuk rapor kayıtları da düşmektedir.

Yine de bazı uzmanlar, çocukları yakından izlemek için yapılan kültürel baskıların, hiç bu kadar fazla olmadığını belirtmektedir. Çocuklarının okula yalnız başlarına gitmelerine veya parkta onları kollayan biri olmadan oynamalarına izin vermeleri nedeniyle tutuklanan anne ve babaların sayılarının artması buna kanıt oluşturmaktadır.

Birçok uzman, bu değişimin sürekli olarak kaçırma ve tehlikeyle ilgili haber başlıkları sunan modern medya yüzünden olduğunu düşünmektedir. Petronio, “Medya korkuyu arttırdı ve bu korku çocuk, genç ve hatta genç erişkinlerde kısıtlamalar yapılmasına sebep oluyor” demektedir. “Medya, çocukların yeteneklerinin gelişimini zayıflatma potansiyeline sahiptir, oysa gençlerin birer bağımsız yetişkin olması gerekmektedir” şeklinde sözlerine eklemektedir.

Elbette, tehlikeli semtlerde yaşayan çocuklar da vardır. Sıkı ebeveyn gözlemi bu gibi çocuklar için daha faydalıdır. Örneğin, Virginia Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından yapılan bir araştırmada, orta sınıf mahallelerde “düşük riskte” olduğu belirlenen, annelerinin özerkliklerini ihlal ettiği çocukların ebeveyn ilişkilerinin kötüleştiği ve yaşıtları ile anlaşamadıkları ortaya çıkmıştır. Ancak düşük gelirli, yüksek riskli ailelerde yaşayan çocukların, anneleri daha otoriter olduklarında, onlarla ile daha iyi ilişkiler gösterdikleri ve daha az sorunlu davranışlar sergiledikleri bildirilmiştir.

Ancak birçok toplulukta, bir ebeveynin gözetleme arzusu, çocuklarını güvende tutmaktansa kendi endişesini azaltmaya yönelik istekle daha fazla alakalı olabilmektedir. Petronio “Asıl önemli olan, belirsizlik konusunda az hoşgörü sahibi olduğunuz için, öğrenme ihtiyacınızı karşılamaya çalışırken çocuğunuza daha iyi kararlar vermeyi öğrenmeleri için bir fırsat vermiyorsunuz” demektedir.

Hawk’un araştırması, çocuklarını gizlice gözetleyen anne-babaların, ebeveynlik yeteneklerine daha az güven duyduğu, çocuklarıyla olan ilişkileri ve çocuğun davranışları konusunda daha fazla endişe duyduklarını göstermektedir. “Araştırmama dayanarak söyleyebilirim ki gizlice gözetleme çocuğun olduğu kadar ebeveynin uyumluluğu hakkında bize bilgi vermektedir” diyerek eklemektedir.

Psikologlar, sınırları sağlıklı bir şekilde belirleme konusunda iyi iletişimin önemli olduğunu ve ebeveynleriyle daha fazla paylaşmayı seçen çocukların daha iyi uyum gösterme eğiliminde olduklarını söylemektedir. Hawk, “Sonuçta, çocuğunuzla ilgili neler olduğunu öğrenmenin en iyi yolu onlara neler olduğunu anlatmaktır.” demektedir.

Bazı ebeveynler, çocuklarını gözetlemenin onlarla iletişimlerini artırdığını söylemektedir. Snyder, kızının telefonunda bir izleme uygulaması kullanmanın seks, uyuşturucu, intihar ve arkadaşlar gibi konuları tartışmak için bir başlangıç noktası olduğunu belirtmektedir. Snyder, “Arkadaşlarıyla yaptığı konuşmaları okuduğum için, hayatında neler olup bittiği hakkında anlık konuşmalar yapabiliriz” demektedir. “mSpy’ın yardımı olmadan böyle açık ve saygılı bir ilişkimiz olacağına inanmıyorum” diyerek sözlerine eklemektedir.

Yine de, casus yazılımlarını indiren birçok ebeveynin asıl amacının çocuklarıyla kaliteli görüşmeler yapmak olmadığı söylenebilir. Açıkçası, gizlilik ve kişisel alan, çocukların sağlıklı yetişkinler olmasına yardımcı olmak için önemlidir. Bu mahremiyeti ihlal etmek artık her zamankinden daha kolay olduğu için, ebeveynler bu çizgiyi aştıklarında kendilerine sormaları gereken bazı cevaplanması zor sorular vardır.

kaynak : http://nautil.us/issue/35/boundaries/parents-shouldnt-spy-on-their-kids

çeviren : Başak Bilgin